Küresel Riskler Artarken Türkiye Ekonomisi Şoklara Hazır Değil: Ekonomistlerden Eleştiriler**

**
Jeopolitik gerginliklerin yükselmesiyle birlikte dünyada yeni bir finansal kriz olasılığı üzerine tartışmalar yoğunlaşırken, hükümet yetkilileri, küresel şoklara karşı gerekli tedbirlerin alındığını öne sürüyor. Ancak ekonomistler, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik zorlukların dışsal faktörlerden bağımsız olarak, uzun süredir devam eden politikalar ve üretim yapısındaki sorunlardan kaynaklandığını vurguluyor. Türkiye’nin gelecekteki olası küresel krizlere hazırlık düzeyinin yetersiz olduğunu belirten uzmanlar, açıklanan önlemleri de eleştiriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son kabine toplantısının ardından yaptığı konuşmada, dünyada uzun zamandır süren belirsizliklerin ve savaşın Türkiye üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Erdoğan, “Gübreden enerji tedarikine, savunma alanından ulaşıma kadar hızlı bir şekilde hayata geçirilen önlemlerle en zor günleri atlatıyoruz. Vakitlice aldığımız tedbirler sayesinde etkiyi diğer ülkelere göre minimum düzeyde tutmayı başardık” şeklinde ifade etti.

Ekonomistler, Türkiye’nin ekonomide attığı adımlar hakkında farklı görüşler sunuyor. Prof. Sinan Alçın, dünya genelindeki toplam borcun 368 trilyon dolara ulaştığını, buna karşılık üretilen mal ve hizmetlerin toplam değerinin sadece 84 trilyon dolar olduğunu belirterek, yeni bir krizin bu dengesizlikten kaynaklanabileceğini ifade etti. Ekonomist Güldem Atabay ise küresel ekonominin kalıcı kırılmalarla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, yüksek faiz, yüksek maliyet ve düşük büyüme sarmalına Türkiye’nin tam ortasında yer aldığını belirtti. Atabay, stagflasyon riskine dikkat çekerek, “Türkiye, küresel enerji krizine kendi yarattığı yüksek enflasyonla yakalandı. Hükümetin sıcak paraya odaklanarak yüksek faiz ödemesi ve kur garantisi vermesi dışında etkili bir politikası yok” dedi.

Ekonomist Arda Tunca, Türkiye’nin önlemlerini net bir şekilde göremediklerini, tedarik zincirlerinde büyük bir aksama olmadığını ancak enflasyonun durumu hakkında olumsuz verilerin mevcut olduğunu söyledi. Prof. Hayri Kozanoğlu, savaş öncesinde biriken ekonomik baskılara dikkat çekerek, “2026 için gelişmiş ülkelerde enflasyon tahmini yüzde 2.8, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 4 iken, Türkiye’nin mart ayı enflasyonu yüzde 4.18 oldu. Ülke enflasyon ve cari açık ikilemi ile karşı karşıya” değerlendirmesi yaptı.

Ekonomist Özlem Derici Şengül, mevcut önlemlerin yetersiz olduğunu belirterek, “Mikro düzeyde spesifik önlemler hayata geçirilmeli. Faizler, enflasyon yüzde 20’nin altına inene kadar yüksek kalacak şekilde uzun vadeli bir programa ihtiyaç var” dedi. Doç. Dr. Caner Özdurak ise, Türkiye’nin artık kısa vadeli kazançlar ve sıcak para hareketlerine odaklanmak yerine, sanayi ve lojistik politikalarını yeniden yapılandırarak yapısal dönüşüm sürecine girmesi gerektiğini savundu. Özdurak, kamu otoritesi ile özel sektör arasında güçlü bir iş birliğinin sağlanmasının ve küresel ekonomik sistemde belirleyici bir rol oynamanın önemine dikkat çekti.

Author: Elif Arslan